Görünmez Kurşunlar: Tetiği Çeken Parmak Kimin, Bedeli Ödeyen Kim?

Türkiye, Kahramanmaraş’ta bir ortaokulun koridorlarında yankılanan silah sesleriyle sarsıldı. 10-11 yaşlarında 9 çocuğumuz, okuldan evlerine ceset torbalarında döndü. Tetiği çeken kimdi? 14 yaşında bir çocuk.

Olayın hemen ardından alışık olduğumuz o yüzeysel koro sahneye çıktı. Kimi suçu dış güçlere attı, kimi mafya dizilerine, kimi de şiddet içerikli bilgisayar oyunlarına. Oysa karşımızdaki tablo, ekran başında aklı karışmış bir ergenin anlık cinnetinden çok daha karanlık ve çok daha sistemli bir çürümenin vesikasıydı.

Şablonlara Sığmayan Fail: İhmal mi, Sistemik Çöküş mü?

Failin profiline bakalım: Babası 1. sınıf emniyet müdürü, annesi ise bir edebiyat öğretmeni. Yani eğitim eksikliği veya varoşlarda hayata tutunma çabası gibi şablonlara sığdıramayacağınız bir tablo var ortada. Üstelik baba, silah meretiyle ilgilenen oğlunun hevesini köreltmek (!) adına onu resmi poligona götürüp atış talimi yaptırdığını ifadesinde açıkça söylüyor. Sonuç? 14 yaşında bir çocuk, kilitli olması gereken kutulardan silahları alıyor; sırt çantasında 5 gerçek silah ve 7 şarjörle, elini kolunu sallayarak, hiçbir güvenlik önlemi olmayan bir okula girip katliam yapıyor.

Bunu sadece “ihmal” kelimesiyle açıklayabilir miyiz?

Karanlık Koridorlar: Telegram Grupları ve C31K Gerçeği

Mesele bir çocuğun cinneti değil, bir neslin sistemli bir şekilde radikalleşmesidir. Bugün sosyal medyada, özellikle Telegram’da “C31K” gibi 100.000 üyeye ulaşan kapalı gruplar var. Bu karanlık dijital dehlizlerde 9-10 bin kişi aynı anda çevrimiçi oluyor; katliamları övüyor, hedef okulların isimlerini veriyor ve akıl almaz bir toplum nefreti kusuyorlar. “Kadın cinayetleri”, “hayvan katliamları” ve “okul baskınları” bu gruplarda birer kahramanlık destanı gibi pazarlanıyor. Biz ekranlarda sahte mafya dizilerini tartışırken, gerçek hayatın arka sokaklarında 13-14 yaşındaki çocuklar tetikçilik yapmak için Telegram üzerinden cep telefonu parasına pazarlık yapıyor.

Cezasızlık Zırhı: Adaletin Terazisi Kimin İçin Tartıyor?

Peki bu çocuklar bu öfkeyi, bu cezasızlık cesaretini nereden buluyor?

Cevap, adaletin terazisinin nasıl tarttığına bakan herkes için çok açık. Bu ülkede devleti temsil edenlerin yakınları, VIP zırhına bürünerek her türlü suçu işleyip paçayı kurtarabiliyor. Gülistan Doku cinayetinde dönemin valisinin oğlunun isminin nasıl korunduğunu, delillerin 10.000 dolar karşılığında nasıl silindiğini itiraflardan dinliyoruz. Kızılay başkanının kızı ölümlü kazaya karışıp hapse girmiyor. Dolandırıcıların bile “Bana çöktüler” diye feryat ettiği, suç örgütü liderlerinin iktidar medyasına haber yazdırıp polisleri hapse attırabildiği bir iklimde yaşıyoruz.

Gençler bu ikiyüzlülüğü görmüyor mu sanıyorsunuz? Yukarıda devasa bir cezasızlık ve şımarıklık hüküm sürerken, aşağıda umutsuzluğa terk edilmiş, okulları inşaat rantı için betona boğulmuş, öğretmenleri mülakatlarla ve liyakatsiz yöneticilerle ezilmiş bir yığın bırakıldı. Eğitimi binadan ibaret sananlar, o binaların içindeki ruhların nasıl çürüdüğünü umursamadı. Okullarda rehberlik sistemini, psikolojik desteği çökerttiler.

Devlet, kendi çocuklarını birer sınav makinesine ya da umutsuzluk girdabına iterken; gençler kendilerine “C31K” gibi karanlık çeteleri aile ediniyor.

Maraş’taki okul katliamı, bir sonuçtur. Faturayı bilgisayar oyunlarına kesip, üç gün sonra hiçbir şey olmamış gibi hayatınıza devam edebilirsiniz. Ta ki, o görünmez kurşunlar bir gün hepimizin kapısını çalana dek. Çünkü adaletin ve liyakatin olmadığı bir ülkede, şiddet eninde sonunda en savunmasız olanı bulur. Ve maalesef, bu karanlık daha yeni başlıyor.