SARAY YARGISIYLA İŞGAL, ŞANTAJLA SİYASET: CHP’DEKİ “ZOMBİ” CUNTASININ İHANET LİSTESİ!

Türkiye, hukukun nasıl bir siyasi suikast silahına dönüştüğünün, akıl ve mantığın nasıl rafa kaldırıldığının en karanlık günlerini yaşıyor. Ana muhalefet partisi CHP’nin genel merkezi, tek bir delegenin, tek bir yurttaşın oyunu almamış “atanmışlar” tarafından, Saray yargısının “mutlak butlan” kararı kılıfı yapılarak adeta işgal edilmiş durumda.

Halkta zerre kadar karşılığı kalmamış, girdikleri her seçimi kaybederek siyasi birer “mefta” haline gelmiş bu zihniyet, şimdi AKP yargısının can suyuyla topraktan çıkan “zombiler” gibi Türkiye demokrasisine dehşet saçıyor. Ortada bir siyaset yok; ortada koltuk uğruna kendi partidaşlarını, yoldaşlarını Saray’ın betonlarına gömen tarihi bir ihanet var.

Meclis Sırtını Döndü, Tüzük Çöpe Atıldı

Genel merkeze çöken Kemal Kılıçdaroğlu ekibi, mecliste grup toplantısı yapmaya kalktığında 111 milletvekili onlara sırtını döndü; sadece 18 kişiyle o salonda oturabildiler. Ancak utanç duygusunu çoktan yitirmiş bu yapı için hukukun veya tüzüğün bir önemi yok. Çünkü arkalarında, her kapıyı açan maymuncuk gibi kullandıkları “Saray yargısı” var.

Parti tüzüğüne göre bir milletvekilinin ihracı için Parti Meclisi kararı şartken, bu atanmış zevat tüzüğü ayaklar altına alarak Veli Ağbaba, Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın’ın da aralarında bulunduğu 9 milletvekilini doğrudan Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etti.

Daha da vahimi; Özgür Özel’i destekleyen 28 Parti Meclisi üyesi, sayıyı 40’ın altına düşürüp partiyi zorunlu olarak olağanüstü kurultaya götürmek için istifa etti. Peki, hukuku katledenler ne cevap verdi? “Mahkemenin tedbir kararı var, istifaları kabul edemeyiz”. İş milletvekili ihraç etmeye gelince tüzük tanımayıp “ihraç ediyoruz” diyenler, iş koltuğu kaybetme ihtimaline gelince “tedbir var” diyerek akılla alay ediyorlar.

Vicdansızlığın Zirvesi: Hasta Yatağındaki Başkana ve Seçilmiş Lidere İhraç Kumpası!

Saray’ın gölgesindeki bu cuntanın asıl hedefi ise çok daha korkunç. Aldıkları kararla, ilk girdiği seçimde partiyi birinci yapan, seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i bile partiden ihraç etmeye hazırlanıyorlar.

Ancak ihanet listesi bununla sınırlı değil. Siyasi hırsları uğruna vicdanlarını da yitiren bu ekip, lösemi tedavisi gören, yaşam savaşı verirken haksız yere hapsedilen ve yaşlı annesinin hastane koridorlarındaki çığlıklarıyla hafızalarımıza kazınan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ı bile ihraç listesine koydu.

Listenin devamı, CHP’yi kendi elleriyle nasıl doğradıklarının belgesi: Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, ağır hastalıktan çıkan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün ve Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel….

“Bana Gelirsen Beraat, Özel’de Kalırsan Cezaevi” Şantajı

Peki bu isimleri neden ihraç ediyorlar? Hedef AKP’ye şu mesajı vermek: “Siz toplumu bu davaların hukuki olduğuna inandıramadınız, biz kendi partililerimizi satarak, onları ihraç ederek sizin operasyonlarınızı meşrulaştırıyoruz!”.

Dahası, Özgür Özel’in açıkça ifade ettiği üzere, CHP’li belediye başkanları aranarak akıl almaz bir şantaja maruz kalıyor: “Özgür Özel’i desteklemeye devam ederseniz tutuklanacaksınız, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanına geçerseniz size dokunmayacaklar!”. Hatırlayın, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu da saf değiştirip AKP’ye geçmiş ve tüm suçlamalardan beraat etmişti. Yargı mekanizması, Kılıçdaroğlu ekibi tarafından adeta bir tehdit ve saf belirleme aracı olarak kullanılıyor.

Saray’ın Küçük Ortağı ve “Seyyar İftiracılar” Çetesi

Genel merkezde kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu, “Yeni Osmanlı” projelerinden bahsederek adeta Saray rejiminin küçük ortağı olduğunu ilan etti. O genel merkez ki, bugün kapıları, yoldaşlarına iftira atanlara, pavyon iddialarıyla itirafçılık yapanların 25 yaşındaki oğullarına makam şoförlüğü ve makam odası dağıtanlara açılmış durumda. Gazetecilere “sarı zarflarla para alıyorsunuz” iftirasını atan “seyyar iftiracılar” bile genel merkez koridorlarında utanmadan boy gösteriyor.

Gerçek Çürüme: TRT’nin Kokainli Aracı ve İntihar Eden Öğretmen

Bu “zübükler” kendi partilerini dizayn etmekle meşgulken, ülkenin gerçek çürümesi manşetlerden düşmüyor. TRT’ye dışarıdan hizmet veren araçlarla 7.5 kilo kokain ve eroin taşınıyor, uyuşturucu kaçakçılığı yapılıyor. Ağrı’da Atatürkçü ve idealist bir öğretmenimiz olan Irmak öğretmen, uygulanan acımasız mobbing yüzünden intihara sürükleniyor. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarikatları överken , ülkenin kurumları tel tel dökülürken, birileri koltuklarını korumak uğruna Türkiye’yi emperyalistlerin “Büyük Ortadoğu” monarşisine kurban ediyor.

Tarih, bu ihaneti unutmayacak. “Halk bizden nefret ediyor ama tıpış tıpış oy verecekler” kibrine kapılanlar, partililerini betona gömenler bilmelidir ki; o koltuklarda kalıcı değilsiniz. Sokağa çıkacak yüzünüz, halkın gözünün içine bakacak cesaretiniz kalmayana dek, bu Brütüs kumpası sandıkta ve milletin vicdanında yargılanacak!