SARAYIN BÜYÜK İFLASI: GENÇLİĞİN YÜZDE 64’Ü BAVULUNU TOPLAMIŞ, KAÇMAK İÇİN GÜN SAYIYOR!

Türkiye, tarihinin en büyük sessiz göçüne, en dramatik sosyolojik çöküşüne sahne oluyor. İktidarın pembe tablolarla, yandaş ekranlarda parlatılmış uydurma verilerle gizlemeye çalıştığı gerçek, MAK Danışmanlık’ın 8 bin kişiyle yüz yüze gerçekleştirdiği o devasa gençlik araştırmasıyla şamar gibi yüzümüze çarpıyor. Sokaktaki genç; liyakatsizliğin, adaletsizliğin ve ekonomik buhranın pençesinde kıvranırken, saray dalkavuklarının aksine bu ülkeden umudunu çoktan kesmiş durumda.

Torpil, Antidepresan ve Sanal Kumar Kıskacı

Tablo tam anlamıyla bir felaket. Gençlerin yüzde 82’si zaman zaman, sıklıkla veya sürekli olarak hüzün, umutsuzluk ve çöküntü yaşıyor. Bu, bir neslin göz göre göre uçuruma ve depresyona sürüklenmesinin belgesidir. Üniversite öğrencilerinin antidepresan kullanım oranları dehşet verici boyutlara ulaşmış durumda.

Üstelik bu çöküş sadece metropollere özgü değil. Niğde, Nevşehir, Şerefli Koçhisar gibi dışarıdan göç almayan, en muhafazakar Anadolu kentlerinde bile madde kullanımı ve sanal kumar, ilk üç büyük sorun arasına yerleşmiş durumda. Cami avlusunda ağlayan hacı amcalar, dünün steril anadolusunda, evini sanal kumarda kaybeden çocuklarına ağlıyor.

Peki neden bu çöküş? Çünkü bu düzende alın terinin ve diplomanın hiçbir hükmü yok. Gençlerin %74.7’si işe girebilmek için liyakat veya fırsat eşitliğinin değil, “torpil ve kayırmacılığın” geçerli olduğunu haykırıyor. Hak, hukuk ve adaletin yerini, parti binalarında dağıtılan referans kağıtları almış durumda.

“Gönül Coğrafyası” Masalı Çöktü: Hedef Batı!

İktidar için en utanç verici veri ise şüphesiz şu: Gençlere “Başka bir ülkenin vatandaşlığı verilse Türkiye’yi terk edip yerleşir misiniz?” diye sorulduğunda, tam yüzde 64’ü gözünü bile kırpmadan “Evet, terk ederim” cevabını veriyor.

Siyasal İslam’ın yıllardır kürsülerden pompaladığı “gönül coğrafyamız” masalı ise gençlerin gözünde koca bir yalan. “Nereye gitmek istersiniz?” sorusuna gençlerin yüzde 43’ü Avrupa, yüzde 39.8’i Amerika/Kanada, yüzde 14.3’ü İskandinav ülkeleri yanıtını veriyor. Ortadoğu ve İslam ülkelerine gitmek isteyenlerin oranı ise adeta bir fiyasko: Sadece yüzde 0.4!. Gençler, iktidarın sürüklemek istediği Ortadoğu bataklığına değil; hukukun, adaletin, özgürlüğün ve daha iyi bir geleceğin güvence altında olduğu Batı’ya sığınmak istiyor.

Muhafazakar Aile Projesinden “Yalnızlar Ordusuna”

20 yıllık iktidarın sonunda muhafazakar bir nesil ve kalabalık aileler yaratma projesi de sert bir şekilde duvara tosladı. 2004 yılında yapılan araştırmada gençlerin tamamı evlenmek ve çocuk sahibi olmak isterken ; bugün gençlerin yaklaşık yüzde 10’u evlenmek istemediğini, bir yüzde 10’u ise evlense bile çocuk istemediğini beyan ediyor. Yüzde 8 ve daha fazla çocuk isteyenlerin oranı ise tam bir sıfır. İktidarın yarattığı bu güvensizlik ortamı ve ağır faturalar, boşanmaların katbekat arttığı, Anadolu insanının bile tek başına yaşadığı çaresiz bir “yalnızlar ordusu” yarattı.

Atatürk Bir Sığınak, İktidar İse Sadece “Sorun”

Siyasi partilerin sorun çözeceğine olan inanç tamamen iflas etmiş durumda. Gençlerin yüzde 77.9’u, mevcut 188 partinin hiçbirinin kendi sorunlarını çözecek politikalar üretemediğini düşünüyor. Ülkeyi yönetseler ne yapmayacakları sorulduğunda ise gençler doğrudan iktidarın kibrine isyan ediyor: “Sürekli ‘eskiden şu yoktu’ diye böbürlenmezdim”, “Düşüncesini ifade ettiği için insanlara dava açtırmazdım”, “Medyayı tekelleştirmezdim” diyorlar.

İktidarın yarattığı “partileşen devlet” ucubesine karşı gençler, sivil ve birleştirici bir sığınak olarak kendilerini en çok “Atatürkçü” kimliğiyle tanımlıyor. Saray rejimi bu gençliğe istihdam, adalet ve umut veremiyor; siyaset sadece kendi koltuğunu satıyor. Gençler siyasetle ilgisiz değil (yüzde 75’i ilgili), sadece bu zehirli ve nobran dilden tiksiniyorlar. Kendi çocuklarına bavul toplatan bu düzenin faturası, elbet o sandıkta kesilecek!